Handmade Heyecanlar #1
Sabahları pek uyanamam. Bu yüzden sabahki derslere de pek gitmem. Ama ilgimi çeken bir ders var, ona gidiyorum.
Perşembe günleri saat 9’da, bir gün yine uyandım gittim.
Baştan söylüyorum. İşsizin tekiyim.
O dersten çıktım, arkadaşlarımın olduğu bir tarih grubu var. Ona gitmeye karar verdim. Şimdi şunu belirteyim, tarihle aram yoktur. Geçen sene de alıp kopya sayesinde geçtim zaten. Derse gitmemin başka bir sebebi hocasının tam bir hödük olması. Derste durup dururken ceketini iliklemeye falan başlıyor, onu da yanlış ilikliyor. Komik adam.
Bir kere senin başkasının tarih grubunda ne işin var adam. Git gezin.
Neyse derse gittik.
Ders işlerken birden durdu, birkaç öğrenciye baktı “Siz mezun oluyordunuz değil mi? Görürsünüz mezuniyeti.” dedi.
Yoklamada birbirinin yerine atılan imzaları fark etmiş. İsimleri belirlemiş, yoklama listesinin arkasına yazmış. O isimler dersten kalacak dedi.
Sonra tek tek sormaya başladı. Ahmet’in yerine imzayı kim attı falan diyor. Sınıf da çatır çatır ben attım diye söylüyor. Ahmet’in imza atanı sınıfta değilse Ahmet kalıyor, sınıftaysa Ahmet geçiyor imza atan kalıyor.
Ben de izleyip eğleniyorum. Bu arada, ben dersi aldığımda da 3 arkadaş dönüşümlü derse giderek halletmiştik yoklama işini.
Adam üst sınıftan bir abinin adını söyledi. Abiye döndüm, “Kaldırayım mı?” dedim. Başını salladı. Zaten dersi geçmiştim, beni bırakamazdı. Risk yoktu.
Ama gözden kaçırdığım şeyler vardı.
Tam kaldırıyorum elimi, yanımdaki arkadaşım dur dedi, “Ne yapıyorsun. Bence kaldırma.” Kaldırayım, kaldırmayayım derken hoca başka isim okudu.
O an abiyi kurtaramadım diye çok büyük vicdan azabı duydum. Ama sonradan konuşunca öğrendim ki o da kurtarılmak istemiyormuş. Söylediğimi anlamamış, öylesine kafa sallıyormuş.
Biraz sonra arkada oturan arkadaşım, “Kaan, hoca Melih Mutlu deyince elini kaldır. Lütfen.” Dedi. Ulan zaten heyecan arıyorum.
Elimi kaldırdım, ben attım hocam dedim.
+ Adın ne?
- Ramazan Ergün hocam. (Adım Kaan bu arada) (Yoklama listesine bakıyor.)
+ Bölüm?
- Mekatronik. (Makinede okuyorum.) Ama ben dersinizi almıyorum, öylesine geliyorum.
+ Tamam, seni de disipline veririz o zaman.
Disiplin?
Disipline gitmek problem değil ama aileye açıklaması zor.
Tipim belli. Mekatronik bölümünde böyle bir öğrencimiz yok dediklerinde, çok kafaya takıp beni arasa bulur adam. Gerçi sadece bizim bölümde 3000’e yakın öğrenci var. Beni bulması için tam bir manyak olması lazım.
Asıl korkum, yanımda oturan adama sonraki hafta benim gerçek adımı sorması. Sorarsa, arkadaşım soyadımı bilmeyecek. Zor durumda kalırsa adımı verip işin içinden çıkacak. Çok çok zor durumda el kaldırmamı isteyen arkadaşım itiraf edecek.
Ders perşembeydi. Artık nasıl salağa bağladıysam pazartesi geldiğimde bölümün panolarına baktım. Adım var mı diye…
Bu hafta Perşembe sordum benim adım geçmemiş. Ama kalacaklar gerçekten kalıyor, şakası yok.
Pişman mıyım? Değilim. Yine olsa yine yaparım.
Sonuç olarak gereksiz bir heyecan yaşadım. Bana kalan, Ramazan diye bir isim ve ilerde arkadaşlarla hatırlanacak ufak bir hatıra oldu.

